MART AYI DEĞERİ "SAYGI" - GÜNNUR ÖZBAY


SAYGI DEĞERİNİN HAYATIMIZDAKİ ÖNEMİ


Her toplumun geleceği olan çocukları erdemli olarak yetiştirmek, okulların en önemli görevlerindendir. İnsanı insan yapan ve onu diğer canlılardan ayıran ve erdemli bireyler haline getirme de değerlerin kazandırılmasının önemi büyüktür. Değerler bir toplumun yapı taşı olan bireylere kazandırılması gereken önemli unsurlardır. Değerler, neler önemlidir, hangi durumlarda nasıl davranışlarda bulunması gerektiğini vurgulayan kavramlardır. 


Saygı değeri de kök değerlerden olan ve bireyin yaşamına anlam katan ön önemli değerlerdendir. Saygı insanların düşüncelerine, inançlarına, gelenek göreneklerine, yaşam tarzlarına, farklılıklara çevreye, canlılara dikkatli, özenli davranmaya denir. Eğitimde değerleri kazandırmada bir çok yöntem kullanılmaktadır. Bunlardan biri de hikayelerdir. Evrensel değerleri içeren, doğru yanlış olgusu hakkında farkındalılık kazandıran hikayeler özellikle küçük yaşlarda önemli bir eğitsel araçtır. Çünkü hikaye okuyan veya dinleyen kişiler, içeriğindeki kahramanların rolleri ile empati kurar, onların davranışlarını içselleştirir ve kendine yakın gördüğü davranışı olaylar ve durumlar karşısında kendi hayatı içinde uygular. Kazandığı davranışları kişilerarası ilişkilerde detaylandırır. Projemiz içeriğinde yer alan temel değerlerden SAYGI değerini de hikayeler, oyunlar ve çeşitli etkinliklerle vermeyi hedefledik. Bu bağlamda gelin birlikte saygı kavramına doğru bir yolculuk yapalım. 


Sevgi bir çiçekse, saygı onu koruyan saksıdır. Çiçek solmaya başlamışsa saksı mutlaka çatlamıştır (Erich Fromm). Saygı karşımızdaki kişiyi olduğu gibi kabullenmektir. Başkalarının bize davranılmasını istemediğimiz şeyleri yapmamaktır. Saygı, özen göstermektir. Saygı sevgi ile birlikte çalışır. Saygı önemsemektir ve asla yalnız değildir. Sevgi, dürüstlük, adaletin saygıya eşlik etmesi vaz geçilmezdir. Saygı yaratılan her varlığa biz bakışı ile davranmaktır. 

Saygı, geçmiş, şimdi ve gelecek arasında kurulan bir köprüdür. Bu öyle bir köprü ki insanlar arasında oluşturulan uçurumları birbirine yakınlaştırır. 


Kant’ın (2009) da belirttiği gibi “Saygının nesnesi yalnız ve yalnız yasadır, hem de kendi kendimize, üstelik kendi başımıza zorunlu imişçesine kabul ettiğimiz yasadır.” Ancak bunun temeli önce kendine saygıda yatar. Çünkü kendine saygı duymayan bir insanın başkalarına saygı göstermesi beklenmemelidir. Kendine saygı duyan kişi başkalarına da saygı gösterecektir. 


Kişilerarası ilişkilerimizde yaşayabileceğimiz problemleri en aza indirgemenin yolu saygının dozunu artırmakta yatar. Evet, elbette ki farklıyız. Kültürlerimiz, bakış açılarımız, ve kendimiz farklılıklarla doluyuz. Ancak sağlıklı ilişkiler bu çeşitlilik içinde yaşamak, onlara saygı göstermekle sağlanır. Saygı yelpazesinin tüm dallarını bir bütün olarak kabul edip, kullanmak gerekir. Anne babaya, büyüklere, küçüklere, hayvanlara, çevreye, doğaya saygılı olmayı, vefalı, fedakar, toleranslı, kabul edici ve değer verici olmayı kapsar. Mevlana’nın BEKLE SENİN OLAN SANA GELECEKTİR sözü bağlamında bakmasını ve görmesini bilmek önemlidir. Çünkü dikensiz gülü herkes görür, önemli olan dikende gül görebilmektir. Bu da saygı ve sevgiyle bakabilme ile gerçekleşecektir. 


Saygı kavramı kültürler arasında farklılık gösterse de değişmeyecek tek şey ve ortak olan tek şey insana insan olmasından dolayı verilmesi gereken saygıdır. Bu bir evrensel etik değerdir. 

Saygı toplumsal yaşamın, birlikte yaşamanın en önemli anahtarıdır. Bu anahtara sahip çıkarak nice güzel kapılar açmak dileğiyle.....


Saygı sevmektir kardeşim.

Anlamaktır onu yürekten.

Yeşertmektir sevgiyi incitmeden,

Gönülden kucaklamak, 

Issız çölleri yeniden yeşertmektir.                       


Günnur ÖZBAY


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Saadet TEKİNER/Marmaris Ayşe Yücel Anaokulu