NİSAN AYI DEĞERİ YARDIMSEVERLİK- GÜNNUR ÖZBAY

BEN DEĞİL BİZ OLMANIN TEMELİ 

YARDIMSEVERLİK 


Bireyin ben olma sınırını iyi ayarlaması, ihtiyaçlarının sınırını bilmesi, hayatında başkalarına yer verilmesine olanak verir. Hayatında başkalarına da yer açar. Ben olarak başlayan hayat masalı bize dönüşmedikçe anlamını kaybeder aslında. Çünkü sağlıklı ve doyurucu ilişkiler ortaya çıkmaz. 

Biz olmanın önemini anlatan bir kıssadan hisseye ne dersiniz. Köyün birine yaşlı ve yoksul bir yabancı gelir. Ancak köy halkı yabancılara karşı biraz çekimserdir. Evlerine kapanırlar. Yabancı köy halkına korkmamalarını sadece yatacak bir yer aradığını ve malzeme verdiklerinde onlara yemek yapabileceğini söyler. Ancak köy halkı buna da yaklaşmaz. Yabancıyı misafir edemeyeceklerini söylerler. Yabancı yine de köyde kalmak zorunda olduğunu söyler ve geceyi köyde geçirmeye karar verir. Köy halkına köy meydanında bir çorba yapacağını ve isterlerse çorbayı onlarla paylaşabileceğini söyler ve başlar çorbayı yapmaya. Köy halkı temkinli davranır ama bir taraftan da yabancıyı gözlemeye devam eder. Yabancı yaktığı ateş üzerine bir taşı kaynatmaya başlar. Çorbayı yaparken ‘Ah keşke bir kabak olsa da içine atsam der”. Köydekilerden biri evinden bir kabağı korkarak yabancıya getirir. Yabancı kabağı çorbaya koyar ve karıştırmaya devam eder. “Ah bir de havuç olsa der ve karıştırmaya devam eder. Köy halkından başka birisi havuç getirir. Yabancı havucu da çorbaya koyar ve karıştırır. Köy halkı evlerinden buldukları sebzeleri yabancıya yavaş yavaş vermeye başlar. Yabancı da tüm sebzeleri çorbaya koyar ve çorbayı pişirir. Tüm köylülerden de tabak getirmelerini ve lezzetli çorbasını paylaşmak istediğini söyler. Köylüler tek tek tabak getirir ve çorbadan birer kase alırlar. Hep birlikte çorbayı içerler. Uzun zaman bir araya gelmeyen köylüler bir araya gelir ve çorbalarını içerken sohbet ederler. Bu güzel günü tekrar yaşamak için bu sihirli taşı yabancıdan satın almak isterler. Taşı satamayacağını söyler ve yabancı köyden ayrılır. Yolda giderken kendisini uğurlayan çocuklardan birine bu taşı verir. “Sihir taşta değil, bu sıradan bir taş. Asıl sihir köylülerde. Onlar bir araya gelerek ve yardımlaşarak birlik beraberlik içinde olduklarında bu sihiri gerçekleştirdiler. Şimdi sıra sizde ve bu mucizeyi artık siz gerçekleştireceksiniz” der. İşte size kıssadan hisse. Biz olmanın sırrı burada aslında. Hayatımızda gerçekleşen mucizeler de ben değil biz olmanın, birlik beraberlik içinde yardımseverliğin o mucizevi tılsımında aslında. 

Yardımseverlik aslında tüm dünya toplumlarının sorunu olarak karşımıza çıkar ve biz eğitimciler, anne babalar bir çok yollarla yardımseverlik kavramını çocuklarımıza aşılamaya çalışırız. Bazen kendimizden örnekler verir, bazen de çevremizden örnekler veririz. Ancak tüm bu çabalarımız bu kavramı öğretmeye ve özümsemeye yeterli mi acaba. Çocukların hayatında hatta biz yetişkinlerin hayatında önemli bir yer tutan masallarımızla bu değeri vermek aslında önemli bir unsurdur. 

Masallar da hayvanlar, ağaçlar, insanüstü varlıklar farklı mesajlarla karşımıza çıkar. Birer saklı hazinelerdirler. Bu saklı hazinelerde çocuğun gelişimi ve eğitiminde kullanacağımız nice unsurlar saklıdır. Değerler de bunlardan biridir. Masallarımızda yardımlaşmayı Kaf dağının ardındaki Anka kuşu, küçük kulübede yaşayan yaşlı bir nine, koca ormanda küçücük yer kaplayan ancak kalbi kocaman olan bir karınca, yıllarca bir lamba içinde hapsolan bir dev ile farklı şekillerde görürüz. Masallar dünyasında dolaşırken bir çok dostlarımızdan da yardım severlik mesajlarını alırız. Uçmak için uğraşan bir penguenin amacını gerçekleştirmek isteyen arkadaşlarının çabaları, tek bir elmaya birbirlerine yardım ederek ulaşan tavşan, fare, tilki ve ayı kardeşlerin yardımlaşma sonucu ulaştıkları yiyeceğe belki de tek başına hiç bir zaman ulaşamayacaklarının mesajını vermeleri çocuklarımız için güzel örneklerdendir. 

Bu ayki değerimizi işlediğimiz Anadolu masalı Bit Hatun ve Pire bey ile birbirlerine yardım ederken yardım sürecinde kimlerle karşılaştığı ve kimlere yardım ettiği ve sonunda yardımın ucunun kime ulaştığını ve yardımseverliğin hayat kurtardığını görüyoruz.  Değerler eğitiminde kullandığımız Keloğlanın saygı yolculuğunda da yolculuk boyunca yardım ettiği, değer verdiklerinden aldığı ödüller bir nebze sembolik gibi görünse de aslında hayatımızın en güzel ve önemli öğütlerinden birini almıştı yardımseverlik sayesinde.  


Bu masalla saygı değerini vurgulasak da masalların tek bir değerle işlenmediği içinde bir çok değeri barındırdığı görülmektedir. Benzer şekilde bu ayki değerimizi işleyeceğimiz Bit hatun ve pire bey masalında da fedakarlık, yardımlaşma birbiriyle iç içe işlenmektedir. Bit hatunu kurtarmak için bir çok kapıya giden ama her kapıdan bir istekle karşılaşan Pire bey asla vaz geçmemiş ve Bit hatuna yardım edebilmek için her gittiği yerden bir fedakarlık istemiş en son fedakarlığı da kendisi yaparak yardım edebilmiş. Yardım severlik kavramı içinde aslında bir çok değerin barındırıldığını görebilmekteyiz bu hikayeyle. Bir çok değeri verirken farklı değerlere de pas attığımız hikayelerimizde olduğu gibi aslında onlarla büyüdüğümüz ve büyümelerine yardımcı olduğumuz genç nesile, çocuklara el uzatırken kullandığımız hikayelerle bir çok mesajı aynı anda veriyoruz aslında. Bu anlamda masallarımızın değeri ve önemi kat kat fazla önem arz ederek karşımıza çıkmaktadır. Bit Hatun ve Pire Bey masalında da yardım severlik değerini de işlerken farklı değerleri de ele aldığımız ve bu değerlerin de mesajını verdiğimizi görüyoruz. El ele verdikçe, ben değil biz oldukça ve bunun mesajını tüm çocuklarımıza verdiğimiz sürece hayatın anlamı farklılaşacak dünyayı daha yaşanılır bir hale getirmemize yardımcı olacaktır. 


                            Günnur Özbay




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Saadet TEKİNER/Marmaris Ayşe Yücel Anaokulu