Masallar Dünyasında Yolculuk
Masallar Dünyasında Yolculuk
Uykudan önceyi hatırlayanlar bilir. Bir masal anlatılır ve iyi uykular denilir. Neden uykudan önce masal anlatılır? Dinlenen masalların hayal dünyamızı etkilemesinden mi. Yoksa tatlı tatlı dinlediğimiz masal alemine girerek uykuya dalmamız için mi. Sebebi ne olursa olsun hepimizin hayatında farklı yer edinmiştir masallar. Uykudan önce de dinlesen, gün içinde de dinlesen damağımızda bıraktığı tad hep aynıdır. Zaman ve mekan fark etmez aslında. Zaman ve mekanın önemli olmadığı, hem hayatın içinden hem de hayal dünyasından iç içe kesitler sunarak karşımıza çıkar masallar.
Masal dünyası aslında gerçek dünyanın bir modellemesi olarak düşünülebilir. Verilen mesajlar da bu yüzden önemlidir. Özellikle de insanı insan yapan değerlerden biri nezaket değeri masalların olmazsa olmazlarındandır. Çocukluğumuzda dinlediğimiz veya okuduğumuz masallar aslında bizlere nasıl birer insan olmamız gerektiğini öğretir. Her ne kadar masal hayali bir ürün olsa da içinde pek çok gerçekliği sımsıkı saklar. Ta ki ona bir okuyucu dokunana kadar. İşte o zaman satırları ile, kelimeleri ile dokunur hayata. Kırgınlıklar, kaba davranışların yeri yoktur orda. Olsa bile kısa sürer ve asla kırgınlıklar kazanmaz.
Masalın içinde, amacı uğruna bir çok zorluklara göğüs geren masal kahramanı ile sevgiyi, dostluğu, nezaketi öğreniriz. Tavşanın, kaplumbağaya böbürlenerek hızıyla övünmesi karşısında kaplumbağanın tavşana yine nezaket çerçevesinde güzel bir ders vermesiyle öğreniriz nezaketin önemini. Tilki ile leyleğin hikayesinde bir başka boyutta ele alınır nezaket değeri, birbirine saygı göstermenin önemi de vurgulanarak. Komşuluk ilişkilerini daha da geliştirmek için leyleği yemeğe çağıran tilki yemek adabı ve nezaket kurallarını göz ardı ederek kurnazlığını ön plana çıkarmaya çalışsa da leyleğin etkili bir dersi ile karşı karşıya kalır. Böylece bu masalda verilen dersle ilişkilerimizde nezaketin önemi etkili bir şekilde vurgulanır.
Masallarda pek çok kavram sembolleştirilir. Bir nesne ile, bir varlıkla, bir hayvanla yada hayali bir insanla anlatılmak istenilen özdeşleştirilir, tasvir edilir. İyiliği ve nezaketi simgeleyen güneşle, kibri ve böbürlenmeyi simgeleyen fırtına olur mesela. Fırtına eser, gürler, gücü ifade edip durur masal sonuna kadar. Ancak sonunda kazanan hep güneş olur. Sevgi, nezaket ve iyilik kazanır. Ortalığı yıkıp dökmeden, bulutların ardından sıcacık doğmasıyla rahat bir nefes aldırtır. bize o karmaşın içinde. Ve masal mutlu son ile biter. Nezaketin zaferi ile sonuçlanır.
Ye kürküm ye fıkrasıyla nezaket çerçevesinde kabul görmenin dış görünüşte olmaması gerektiğini nükteli bir şekilde anlatır bize Nasreddin Hoca. Çünkü ne olursan ol diyerek kapılarını nazikçe açan, kırmadan olduğu gibi kabul eden Mevlana’nın kültürü var Anadolu masallarında. Hoş geldinle açılır o kapılar ve hoşbuldumla kapanır. Nezaket her dem el üstünde tutulur.
Az gidilir uz gidilir, dere tepe düz gidilir. Uzun yollar sonunda bir köye varılır. Köy halkı kucak açar bu yabancıya. Yedirir, içirir, doyurur, hatta kalacak yer verir. Bu kadar misafirperverdir, naziktir köy halkı. Belki içecek bir kap çorbası yoktur ama yine de bölüşür tanrı misafiri ile aşını. Teşekkür eder yabancı gönülden, her gelen geçen yabancı gibi. Uykudan önce anlatılırdı bize böyle masallar. İyiliğin, dürüstlüğün, nezaketin, saygının kazandığı masallar. Gerçek yaşamın içinden olan ancak hikayeleştirilmiş olayları analiz etme fırsatı bulurduk. Yaşamımız boyunca silinmeyen etkileri ile. İşte bu nedenle masallar çocuk eğitimde çok önemli ve değerlidir. Bu nedenle eğitimde özellikle değerler eğitiminde bu kadar önemli olan masalların anlatılmasına devam edilmesi de elzemdir. İster uykudan önce olsun, ister gün içinde. Anlatılsın yeter.
Günnur Özbay
Yorumlar
Yorum Gönder